11 Haziran 2011 Cumartesi

Risalet-el Nushiyye /


   

Yunus Emre Divan ve Risaletü'n-Nushiye

 Yazar  Mustafa Tatcı

Türk dili, Türk edebiyatı, Türk kültür tarihi ve Türk ruhunun en güzel değerlerinden biri olan Yûnus Emre çağını olduğu kadar bütün çağları etkileyen sırlı bir güç; bütün bunalım felsefelerini gereksiz ve geçersiz kılan bir mutluluk şiarı, bir güzel erdem, bir ideal insan modeliydi.

Günümüzün ve yarınların dünyevî sıkıntılarla gönlü daralan dramatik insanı, Yûnus'un zaman ve mekân aşan mesajlarından çok şeyler alacak, gönül darlığından kurtulacaktır.
O, bizim yedi yüz elli yıldan beri aşk dilimiz, en güzel Türkçemizdir. Aşk, mutluluk ve ebediyyet encamının tarihinde Yûnus, kutup yıldızlarımızdandır. Türklüğün insanlığa hediyesi; büyük sevgi, mutluluk, inanç ve estetik dehalarımızdan biridir. Bugün bile her güzel cümlemizde, her şirin tebessümümüzde, her samimi inancımızda, dostluklarda ve sevgilerde o var.
Dilimizin her sahada yeterli olup olmadığını sınamak isteyenler Yûnus'a bakmalıdırlar. En karmaşık kavramların Türk diliyle nasıl güzelleştirildiğini, dil-kavram aynîleşmesinin şâhâne örneklerini Yûnus, bize ve sevenlerine öğretti.
Estetik doktrinlerin ve felsefî disiplinlerin tezgâhında yetişmeyen bu Türkmen dervişi, kendindeki "iç"i olduğu kadar, dilimizin de "iç"ini yakaladı. Türkçenin bir san'at, felsefe, bilim ve edebiyat dili olabileceğini değil, olduğunu gösterdi.
Yûnus Emre'nin, elde edilen son belge ve bilgilerle hayatını, Dîvân'ını ve Risâletü'n-Nushiyye adlı eserini ortaya koyan bu eser, ayrıca Yûnus Emre'nin sanılan; fakat 15. yüzyıl mutasavvıf şairlerinden "Âşık Yûnus'un Şiirlerinden Seçmeler" de içermektedir. İnanıyoruz ki bu eser, Yûnus Emre hakkında ortaya konan en kapsamlı ve en doğru eserdir ve bu yönüyle Yûnus Emre'nin daha doğru tanınmasını sağlayacaktır.
Tanıtım Yazısı'ndan





"Yunus Emre'nin Risâleltü'n-Nushiyye adında bir mesnevisi ve
şiirlerini topladığı bir Divan'ı bulunmaktadır."
Azmi BİLGİN

Yunus Emre eser bırakan sûfi şairlerdendir. Onun bugün için bilinen iki eseri vardır. Bunlardan "Risalet-el Nushiyye", Mesnevi nazım şekliyle yazılmış, manzum, didaktik, nasihatnâme tarzında bir eserdir. Toplam 563 beyittir. Başlangıç kısmında aruz ölçüsünün fâilâtün/fâilâtün/fûilün diğer bölümlerinde, mefâilün/mefailün/fâilün kalıpları kullanılmıştır. Eserin sonlarına doğru yer alan
 
"Söze tarih yedi yüz yidiydi
Yunus canı bu yolda yidiydi"
 
beytinden hareketle yazılış tarihinin H. 707/M. 1307 olduğu sanılmaktadır. Buna göre Yunus Emre bu eserini vefatından on iki-on üç yıl önce yani olgunluk yaşlarında yazmıştır.
 
Bu eser, Yunus'un asıl bilge yönünü, tasavvuf kültürüne vukufiyetini ve onunla yakın temasını gösterir. Ayrıca Yunus'un " ümmi, yani tahsil görmemiş bir şair olmadığını, aksine çok esaslı bir kültüre sahip olduğunu, tam anlamıyla ahlakçı bir mutasavvıf hüviyetiyle edebiyat ve kültür tarihimizde seçkin bir yer tuttuğunu, diğer taraftan sadece bir derviş değil, asıl tam bir mürşid, rehber, yol gösterici olduğunu ve özellikle akla verdiği büyük değeri, önemi açıkça ortaya koymakta, akıl ile gönül sentezini de başarıyla gerçekleştiğini göstermektedir." Önder Göçgün, Dünden Bugüne Yunus Emre, s.66. Nihat Sami bu eseri dolayısıyla Yunus'un bir mürşit sıfatıyla da çalıştığını belirtir.
 
Risalatü'l-Nushiyye'nin üzerinde bugüne kadar pek fazla durulmamıştır. Bunda dilinin de etkisi vardır. Zira bu eserde Divan'a göre Arapça, Farsça kelimeler bir hayli yer tutmaktadır. Ayrıca eserin sembolik bir anlatımı vardır. Soyut kavramlar kişileştirilmiştir. Yine eserdeki destani üslup da dikkati çekiçidir. Çünkü baştan sona kadar iyi huylarla kötü huyların savaşı yer almaktadır. Bu özellik Yunus'un yaşadığı çağa da uygun bir özelliktir. Çünkü o çağda da böyle bir kavga vardır.
 
Eserde didaktizmin ağır basması, lirizmi geri plana itmiştir. Bu yüzden "san'at değeri bakımından Divan'ı ile ölçülecek nitelikte değildir.". Yani "Hissi değil fikri, öğetici" bir eserdir." Zaten Yunus bu eserinde "kendi duygularını değil genellikle insanoğlu'nun hâlini ortaya koyar." Fakat tasavvufun temel kavramlarını, ana meselelerini bir bilgin sıfatıyla açıklaması yönüyle çok önemlidir. Banarlı'nın yorumuna göre bu durum Yunus'un "bir mürşit sıfatıyla da çalıştığını göstermektedir." Zira Yunus'un bu eserde ele aldığı kavramlar, dün olduğu gibi bugün de önemini koruyan kavramlardır. Allah'a duyulan özlem, O'na inanmak ve güvenmek, sabırlı olmak, onurlu olmak, cömertlik, haya sahibi olmak... Öbür yanda riya, acelecilik, büyüklenme, şehvet, öfke, cimrilik... gibi diğerlerine zıt huylar ve bunlar arasındaki mücadele insanlığına ezeli ve ebedi meseleleridir.
  Yazının devamı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder