13 Haziran 2011 Pazartesi

Panteizm ve Yunus


Yunus´u ve diğer maneviyat büyüklerini yabancı ve Batılı tabirlerle (hümanizm ve panteizm gibi) izaha kalkışmak, ya bilgisizlikten ya da kötü bir maksattan doğmaktadır. Zira Yunus, insanı her şey yapan, hattâ ilâhlaştıraıı ve gerçeklerin biricik ölçüsü hâline getiren hümanizmden de; tabiata Allah diyen panteizmden de çok uzaktır. Çünkü o gerçek bir Müslümandır, bir velî şairdir. Yunus´u anlamaya çalışmak ancak, yerli tabirlerle ve Is-lâmî düşünce ile yapılabilecek bir iştir. İşte bu gözle bakıldığı zaman görülecek olan şudur:

"... Mevlânâ Celaleddin-i Rumî´den sonra en mükemmel ve açık ifadesini Yunus´da bulan vahdet-i vücud mesleği, inkâr değil, itmamdır. Hazret-i Mevlânâ´nm da dediği gibi, şaşılıktan kurtulmaktır."

Göz, gördüğü her şeyin Allah´ın bir tecellisi olduğunu anlayarak, eser ile müessir arasındaki uyumu ve münasebeti görerek şaşılıktan kurtulur. Aksi halde, nedir bunca varlık, bunca mahlûk? Her birini ayrı ayrı mânâlandırmaya kalktığı zaman bütün varlık başka ve bozuk mahiyette görünecektir.

Vahdet-i vücud gözüyle bakınca, her şey Allah´ı andırır, hatırlatır, zikrettirir olarak görünmekte, Yunus´ta olduğu gibi, dervişin dünyası Yaratıcı ile dolmaktadır...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder