19 Haziran 2011 Pazar

Mevlâna'nın Görklü Nazarı / A. Bican Ercilasun




Yunus, Mevlâna'nın büyük oğlu Sultan Veled'le arkadaşlık etmiştir, her ikisi de Mevlâna'dan ders almıştır.

Mevlâna ölünce Yunus çok perişan olmuş, ardından içli gözyaşları dökmüş, tesellisiz, ışıksız bir ömür sürmeye başlamış...

O günlerde, Mevlâna'nın mezarı üzerine bir türbe yapılıyormuş... Âşık Yunus, inşaatın gönüllü ırgatı... Sabahtan akşama kadar, omzunda taş tuğla taşıyarak vecd içinde çalışıyor... Bir seher vakti erken, Baş mimar inşaatı kontrole gelmiş... Bir de ne görsün? Bir işçi yerden bir tuğla alıyor, "Allah, Hak!" Diyerek yukarı fırlatıyor, tuğla havada birkaç devir yaptıktan sonra, kubbede, yerini buluyor!

Mimar hayretler içinde kalır. Biraz daha yaklaşarak "Kimsin sen?" diye bağırır. Bu sıra işçi, yerden aldığı tuğlayı yukarıya fırlatır. Fakat bu tuğla yerini almadan yere düşüp, parçalanır. Mimar işçinin yanına yaklaşır. Bu, Âşık Yunus'tur.

Yunus'un kerameti meydana çıkmıştır artık... Konya'da fazla durmaz. Sultan Veled'i ziyaret eder. Elini öper. Sultan Veled Ona, "Git Yunus, git de türbe değil, gönül bünyad et..." der uğurlar.

Yunus bundan sonra efsanevi çilesini çekmek üzere Tapduk Emre'ye ısmarlanır."

 Bütün bunlar sebebiyle kimi araştırmacılar Yunus Emre'nin bir Mevlevî dervişi olabileceğini söylemektedirler. …..
 Fakat bütün bu yorumlara rağmen Yunus'u Mevlevi olarak göstermek doğru görünmüyor. Çünkü, bağlandıkları hakikat, yaymak istedikleri fikir aynı olsa bile ikisi arasında bir dil ve üslup farkı vardır. Bu farklılık bir ayrılık sebebi oluşturmasa bile misyonları onları farklı çevrelere farklı üsluplarla aynı hizmete yöneltmiştir.

Her ikisi de aynı hizmet yolunda, yaşadıkları asrın iki büyük ışığıdır. Bu öylesine ince bir kader sırrıyla gerçekleşir ki, tasavvuf öğretisi bu iki coşkulu âşıkta derinlikli yorumunu ve estetik anlatımını bulur.
Birlik çağrısı birinde Farsça ile, diğerinde Türkçe ile yapılır.
Mevlâna, ilmin irfanın da başkenti mesabesindeki Konya'da yapmaktadır irşad görevini. Bu durum onu Farsça söyletir.
Yunus ise şehir insanı değildir. Halkın içinden fakir bir rençper olarak çıkıp geldiği bu ilim ve irfan noktasında içinden çıktığı sosyal çevreye göre başka bir lisanı tercih eder. Özbeöz Türkçe söyler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder