16 Haziran 2011 Perşembe

Halkın Şairi / F. Abdullah Tansel


"Yunus Emre, Tasavvufi Türk Halk Edebiyatı'nın en mühim ve en meşhur şairidir."
F. Abdullah TANSEL
 
Abdülbaki Gölpınarlı Yunus Emre'nin sanatından söz ederken onun "Halk şairi" değil "Halkın şairi" olduğunu söyler. Bu cümleler Yunus'u bu anlamda kavrayan bir zihnin ününüdür. Yunus, gerçekten de bir Halk şairi değildir. Eğer öyle olsaydı onu Karacaoğlan, Dadaloğlu gibi şairlerle bir arada anmak gerekirdi. Ama Yunus, onlara benzeyen özeliklerinin dışında farklı bir şair portresiyle karşımıza çıkar ki onu Halkın şairi yapan işte bu portredir.
 
Bu portrede gördüğümüz ilk özellik dilidir. Yunus, Türkçe'nin bir şairidir. Hatta Anadolu Türkçe'sinin bir şiir diline dönüşmesini sağlayan kurucu bir isimdir. Ama o şiirini kurarken sadece Türkçe kelimelerle yetinmemiş, Arapça ve Farsça'dan da kelime ve terkipler almıştır. Bu durumu o çağda Farsça'nın resmi dil olmasıyla açıklamak tek başına yeterli olmaz. Yunus, Türk edebiyatının bir şairidir ama öte yandan temel düşünce olarak İslam'a bağlıdır. Bu düşüncenin ifadelendirildiği diğer iki dil ise Arapça ve Farsça'dır. Bu yüzden o, temelde Türkçe'ye bağlı kalmak kaydıyla İslam düşüncesinin bu iki dilinden Türkçeye giren kelimeleri de kullanarak hem bir medeniyetin, İslam medeniyetinin, şairi olarak bunun şuurunu taşıdığını göstermiş, hem de Halkın dil zevkine uygun bir söyleyiş gerçekleştirmiştir.
 
Yunus'un bu tavrını kullandığı vezinde ve nazım şekillerinde de görürüz. O, tercihini heceden ve dörtlükten yana kullanmış olmakla birlikte aruzu da İran edebiyatından alınan nazım şekillerini de kullanmıştır. Bunu yaparken de Türkçe'ye en yakın, onun yapısına uyabilecek kalıpları ve şekilleri seçmiş, Yahya Kemal'in Mehmet Akif'in asırlar sonra yaptığı aruzu Türkçe'ye uygun kullanma tarzını o daha o çağda gerçekleştirmiştir. Bunun önemi şudur. Divan şairleri dilde olduğu gibi vezin ve şekillerde de tamamen taklitçi bir tutum izlemişlerdir. Bu durum bir taklit ve yabancılaşmayı doğurmuştur. Yunus ve onu izleyen Tekke şairleri ise Türkçe'nin bağımsızlığını korumak şartıyla diğer dillerden kelime aldıkları gibi vezin ve şekil almaktan da çekinmemişlerdir. Böylece Yunus ve diğer Tekke şairleri hem dil hem şiir şekli olarak bir terkip olayını gerçekleştirerek taklidin önüne geçmişler ve bu şuurlu tavırlarıyla Türkçenin zenginleşmesini sağlamışlardır.

Yazının devamı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder