23 Haziran 2011 Perşembe

Ahmed Yesevi ve Yunus Emre (Karşılaştırma ve değerlendirme) / Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz

Ahmed Yesevî Türk tasavvuf ve edebiyatının ilk mihver şahsiyetidir. Türk dünyası tasavvufu ve tasavvufî edebiyatı onun şiirlerinde tanımış ve sevmiş, onun mürîd ve halîfeleri sayesinde bu âlemle tanışmıştır.

Fikir ve duyguda Mevlânâ ve İbn Arabî izleri taşıyan Yûnus ise, ifâde ve üslûpta Ahmed Yesevî yolundadır. Yûnus’un ilâhileri, Yesevî’nin hikmetleri gibi hece vezninde, sade bir söyleyiş ve sehl-i mümteni tarzındadır. Ancak lirizm ve coşkunluk açısından Yesevî’nin şiirlerinden daha zengindir. Bu iki sûfî şâir yer yer aynı düşünceleri kendi şiirleriyle terennüm ettikleri intibaı uyandırmaktadırlar.

Yesevî de Yûnus da, sanat ve sanatkarlık endişesiyle hiç ilgilenmemişlerdir. Her ikisi de sırf, rûh dünyalarını ve rûhî heyecânlarını, ihtilaçlarını ve ilhâmlarını terennüm etmişlerdir. Onları buna teşvik eden âmil, bütün mutasavvıflarda olduğu gibi gönüllerindeki vahdet coşkusu ve kalblerindeki irşâd arzusudur. Özellikle Yûnus’un sanatkârlığından habersiz olması, onu büyük sanatkâr saymamıza mâni değildir. Çünkü şiirlerinde Yesevî’den farklı olarak yüksek edebî bir heyecan ve sanat vardır. Yesevî ve Yûnus arasındaki yakınlığı şu maddelerle sıralamak mümkündür:

1. Yûnus ve takipçileri Yesevî yolunda gitmişlerdir.

2. Yesevî ile Yûnus’un sanat unsurları birbirinin aynıdır. Ancak Yûnus’ta çok yüksek tasavvufî duygular vardır. Yesevî’deki ta’lîmî (öğretici-didaktik) kuru hava, Yûnus’ta yerini lirizme, coşku ve canlılığa bırakır.

3. Yesevî, tarîkat kurucusudur. Yûnus tarîkat kuracak tesir ve nüfuz gösterememekle birlikte Yesevî’den çok daha sanatkardır. Türk edebiyatında ondan güçlü bir mutasavvıf şâir yetiştiğini söylemek mümkün değildir.

4. Yesevî’nin “vahdet-i vücûd” kavram ve sembollerini kullanmada Yûnus kadar başarılı olduğunu söylemek zordur.

5. Yesevî de Yûnus da şiirlerini Türkçe ve hece vezniyle yazmışlardır.

6. Yesevî mensuplarının açtıkları tekke ve dergâhlar, Anadolu, Kafkasya ve Balkanlar’da Ahmed Yesevî’nin yolunu ve adını yaşatırken, Yûnus’un şiirleri ise bu dergâhlarda ses, söz ve ahenk olmuş, insanların gönül tellerini titreterek ilâhî aşk heyecânını kalblere nakşetmiştir.

Metnin alındığı yazının tamamı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder