2 Mayıs 2011 Pazartesi

Yahya Kemal'in Şiiri Tac Mahal'in Karşılığı/ T. S. Halman


YAHYA KEMALİN ŞİİRİ TAC MAHAL’İN KARŞILIĞI
Edebiyat tarihçiliğimizin hatalı ve sıkıntılı yaklaşımlarından biri çok yönlü yazarlarımızı tek terimle tanımlamaya çalışmak olmuştur. Yahya Kemal’i yalnızca ‘son Divan şairi’, ‘neo-klasik şair’ gibi göstermek bu tür sınırlamalar arasındadır.
Yahya Kemal, modern şiirimizin bazı ileri aşamalarını içeren yeniliklerin yaratıcısı olmuştur.
Beyatlı’nın atılımı, ‘ideal şiir’i yaratma çabası olarak tanımlanabilir. Eserleri, bu estetik yöntem açısından incelenmeyi beklemektedir.
Yahya Kemal, gerek nazım zevki gerek tarih ve tabiat anlayışıyla bir simetri şairiydi.
Asude bir varlık düzeninde, tenasüp, intizam, ahenk ve tenazur mükemmelliği ülküsüne bağlı kalmıştı.
His ve heyecanları hep denge içindeydi.
Türler arasında benzerlikler aramak her zaman doğru olmayabilir ama, ben inanıyorum ki Beyatlı’nın şiir mimarisi Tac Mahal’in şiirdeki bir karşılığıdır.
Beyatlı estetiğinde eda ile seda, iki has ve halis özelliktir. Bunu ‘mimari’ ile ‘musiki’nin karışımı diye tanımlamak yanlış olmaz.
Yeni Türk klasisizminin üstadının estetiğinde ‘h’ ile başlayan birkaç terim ö- nemli rol oynamıştır: his, haz, huzur, hatıra, huşu, hayal, hakikat...
Yahya Kemal, Divan şiirinin devamı olarak kalmamış, modern şiirin bazı yeniliklerini kendine özgü bir estetik olarak geliştirmiştir.
Talât S. Halman  



7 Temmuz 1931 tarihinde İstanbul'da doğdu. Robert Kolej'in ardından, yüksek öğrenimini Columbia Üniversitesi Siyasal Bilgiler ve Ortadoğu Edebiyatları Bölümü'nde tamamladı. Columbia Üniversitesi'nde Türkçe okutmanlık, Birleşmiş Milletler Radyosu'na yazarlık ve spikerlik yaptı. ABD'nde Princeton-New Jersey Üniversitesi'nde Türk Dili ve Edebiyatı öğretim görevlisi olarak çalışırken Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Kültür Bakanı oldu.

Bakanlığı kaldırılınca yeniden ABD'ne dönen Halman, yurt dışında öğretim üyeliği, kültür işleri büyükelçiliği, Birleşmiş Milletler'de daimî delege yardımcılığı, UNICEF Türkiye Milli Komitesi başkanlığı, UNESCO'nun Paris'teki genel merkezinde yönetim kurulu üyesi olarak Türkiye temsilciliği yaptı. Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Bölümü ve Türk Edebiyatı Merkezi'nin kurucu başkanı olan Halman halen Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi Dekanı olarak çalışıyor.

Ülkesine Kültür Bakanı, Kültür İşleri Büyükelçisi, öğretim üyesi, şair, çevirmen, edebiyat tarihçisi, eleştirmen, köşe yazarı, kültür tarihçisi, konferansçı ve hatip olarak hizmet veren Talât Sait Halman, Uluslararası Şiir Komitesi ve Amerikan Şiir Akademisi üyesidir. Columbia Üniversitesi'nin Thornton Wilder Armağanı, UNESCO Hizmet Madalyası, Boğaziçi Üniversitesi Onursal Doktora unvanı ve Rockefeller Vakfı'nın Beşerî Bilimler Bursu'nun yanında çeşitli yazın ödülleri aldı. Kraliçe Elizabeth tarafından "Knight Grand Cross, G.B.E., The Most Excellent Order of the British Empire" unvan ve nişanı verildi. Shakespeare'in tüm sonelerini manzum olarak çeviren Halman'ın şiir, çeviri ve yazıları Değişim, Dönem, Gösteri, Milliyet Gazetesi, Milliyet Sanat Dergisi, Şiir Sanatı, Türk Dili, Varlık, Yeditepe, Yeni Edebiyat, Yenilik dergilerinde yayımlandı. Yurt dışında eski ve çağdaş Türk Edebiyatı üzerine tanıtıcı yapıtlar verdi. Şiirleri ve yazıları birçok dile çevrildi.
YAPITLARI
Can Kulağı (1968)
Bin Bir (1975, özdeyiş şiirleri)
Canevi (1980)
Tuyuğlar ve Başka Dörtlükler (1981)
Uzak Ağıt (1991)
Dört Gök Dört Gönül (1994)
İki'ler (1997,özdeyiş şiirleri)
Sessiz Soru (1998)
ŞİİRLERİ
Çöl
Güvercin
İstanbul
Yalnız
ŞİİR ÇEVİRİLERİ
2. Sone  - William SHAKESPEARE
18. Sone - William SHAKESPEARE
40. Sone - William SHAKESPEARE
A Butt Cast In The Sea - Cemal SÜREYA
Düşüş -  Czeslaw MILOSZ
Hiç Barış Olmayacak -  Wystan Hugh AUDEN
İsa Alabama’da - Langston HUGHES
İthaf  -  Czeslaw MILOSZ
Rose - Cemal SÜREYA
Soyut Bahçe  -  Hart CRANE
Şiir Sanatı -  Czeslaw MILOSZ
Hazırlayan : Tuğrul Asi Balkar
***

YALNIZ
Yalnızlığı hiç bilmeyeceksin.
 Kuytular, tanrılarındır.
Çağlar ve sınırlar ötesinden
Sana hep seslenecek can çekişen kurbanlar.
Hangi ıssızlığa varsan
 çağrışan açlar bulacaksın
Başaklar sallanırken tâ uzaklarda
Altın ve hayırsız,
 Yaşamak yorgunu açlar
Bir kapkara iman gibi davet edecek
 Seni görkemli beraberliğine.

Yalnızlığı hiç bilmeyeceksin
 Korkular, tanrılarındır.
Bir ülkü uğruna kurban düşen yiğitler var:
Can yoldaşı, kan kardeşisin onlar için
Bir yaman türkü söylüyorlar sana.
Tarih
 Kahraman sesleri hep boğmuş bir cellat
   Dün, bugün ve yarın
En uzak güneşlere türküler yakanlar,
Bir coşkulu isyan gibi davet edecek
  Seni görkemli beraberliğine.

Yalnızlığı hiç bilmeyeceksin.
Tenhadaki lanetli sular, tanrılarındır.
Ve bilir belki yaşlanan ırmak
  Gölge olmak değil onun yazgısı,
Baş eğmemek, yiğitçe haykırmak;
Gölden göle, dağdan denize
Özgür akarak bentleri kırmak…
  Kör kuyular, tanrılarındır.
Bilge olmaktır ırmağın yazgısı,
Sormağı bilmek yanıtsız soruyu.
Susmağı bilmek ve coşup durmağı.
  Köhnemiş dağlara, ham meyvalara
Taze bir ses taşıyıp bir yeni çağ açtırmak.

Akıp giden bir akıldır ölüm,
   bilir bunu su.
Toprakta hep ezilse de aşkın uğultusu,
Çağıldayan o ölümsüz pınarlar, ummanlar
  davet edecek
  Seni görkemli beraberliğine.

Yalnızlığı hiç bilmeyeceksin.
 Aşkı sönük uykular, tanrılarındır.
Sen öyle soylu ve günseviler yarattın ki
Sevgililer, tek bir ağaç olmağa
Can atan güçlü bir orman gibi davet edecek
  Sen görkemli beraberliğine.

Yalnızlığı hiç bilmeyeceksin
  Bin gözle bakıp okşadığın
Açlar ve yiğitler, yoksullar ve sevenler
Sönmek diye bir yazgıya başkaldırarak,
Susarken yaman türküler söyleyen
  Güneşler gibi
  Davet edecek
  Seni görkemli beraberliğine.

Talât Sait HALMAN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder