2 Mayıs 2011 Pazartesi

Yahya Kemal'den Nükteler

Gözü mü, kökü mü mazide?

Yahya Kemal’i kendi döneminde eleştirenlerin birçoğu onun kabiliyetini, bilgisini, samimiyetini teslim ederler, ancak geçmişte kaldığını düşünerek onun bu yönünü tenkit ederlerdi. Ziya GÖKALP (ö. 1924) onun Osmanlı tarih ve kültürüne düşkünlüğünü îmâ ederek şöyle suçladı:

Harâbîsin harâbâtî değilsin,
Gözün mazîdedir âtî değilsin!

Bu tenkide Yahya Kemal’in yaklaşımı ise aynı tarzda ve muhteşemdir:

Ne harâbî ne harâbâtîyim,
Kökü mazîde olan âtîyim!*


Ziya GÖKALP’in sözlerine irticâlen verdiği bu cevap bizlere büyük şairin köklerini mâzînin engin derinliklerine salarak âtîye kıymetli fikirler ve tahassüsler naklettiğini göstermiştir. Şüphesiz ki bu servet gelecek nesiller için tükenmez bir hazine olarak kalacaktır.
Prof. Dr. Nihat Öztoprak.Yahya Kemal'den Nükteler, Yüzakı





*Beşir AYVAZOĞLU, Yahya Kemal Ansiklopedik Biyografi, Korpus Kültür Sanat Yay., İstanbul 2007, s. 491.
  ***

BİZ DEMEZSEK

Şair Celal Sılay, Yahya Kemal’in yanındayken:

- Efendim demiş. Müsaade ederseniz size “üstad” diyeyim.

Yahya Kemal:

- Hayhay efendim, diye gülmüş. Kimsenin bize “üstad” diyeceği yok. Hiç olmazsa biz birbirimize “üstad” diyelim.

Bütün cepheleriyle Yahya kemal, Hilmi Yücebaş, /s.104)



DİVANÇE

“Şiirlerini yayınlamakta tereddüt etmesi, onların söylenmesine önem vermesi, Yahya Kemal’in şiirlerini ömrü boyunca kitap halinde yayımlamamasına yol açmıştır. Kendisine şiir kitabı bastırıp bastırılmayacağı sorulduğunda; “Az şiirden mürekkep bir mecmua neşr etmek kolaydır. Lâkin öz şiirden mürekkep bir mecmua neşr etmek bana güç görünüyor. Eğer kadim şairlerimizin en halisleri öz şiirlerini toplasalardı o koskoca divanlar bir divançe olabilirdi”


NEFES ALMAK

Yahya Kemal, yüz kilodan eksik olmayan heybetli vücuduna rağmen zarif ve nazik bir adamdır. Sıcak bir yaz günü Boğaziçinde bir tepeye tırmanır. Bir aralık pek yorulur. Yol üstündeki bir mahalle bakkalının kapısı önündeki iskemleye çöker. Bakkal yağlı bir müşteri geldiğini sanarak sevinir ve nezaketle sorar:
-Bir şey mi alacaksınız efendim?
Üstat sükunetle cevap verir:
-Evet.Müsaade ederseniz biraz nefes alacağım. ( Kadırcan Kaflı, “Yahya Kemal ve Nükteleri, Tercüman. )

Yüzsüz ve patavatsız bir adam, bir gün Mehmet Akif ile Yahya Kemal’i sohbet ederken buldu. Beyatlı Akif’e hararetli bir şeyler anlatıyordu. Pata küte lafa karıştı ve Yahya Kemal’e takılmak istedi: “Üstat, yine ne yalanlar atıyorsun bakalım? Dedi. Mehmet Akif bu densizliğe bozulmuş, yüzü kızarmıştı. Fakat Yahya Kemal bozuntuya vermeden adama cevap verdi: “Üstat Akif’e seni methediyorum..!”
*
Yahya Kemal tam bir şair mizaçlıdır. Kolay kolay kimseyi beğenmez. Burun kıvırdığı edebiyatçılar arasında Midhat Cemal Kuntay da vardır. Onun hakkında söylediği şu söz oldukça yaygındır. “Ben bu Midhat Cemal’i gördüğüm zaman, bu adam ya noter olur ya da balkabağı demiştim. İkisini birden oldu.”
*
Yahya Kemal’in Necip Fazıl’ı nasıl değerlendirdiğine ilişkin bir örnek anlatalım. İspanya’daki ihtilallerle ilgili olarak Yahya Kemal’e sorar:”Siz İspanya’da büyükelçilik yaptınız, bilirsiniz. O memlekette niçin sükunet olmaz?” Beyatlı’nın cevabı oldukça düşündürücü:” Olamaz, zira orda her vatandaş bir Necip Fazıl’dır.”
*
Resim yapmak ya da, şiir yazmak arasında bocalayan bir gençle Yahya Kemal’in arasında geçen konuşma hiciv edebiyatının ender güzellikteki örneklerindendir.
Resimde yapan genç bir şair Yahya Kemal’e sorar:
Üstat, resim mi yapayım şiir mi yazayım?
Beyatlı hemen cevap verir.
Resim yap, resim!...
Fakat siz benim tablolarımı görmediniz ki?
Ama şiirlerini gördüm.
*
Ahmet Hamdi Tanpınar ile Yahya Kemal arasındaki diyalog Osmanlının dünya görüşü hakkında açıklayıcı niteliktedir.
Ahmet Hamdi Tanpınar, Yahya Kemal’e sorar:
Üstat, biz Viyana kapılarına kadar nasıl gitmiştik? Yahya Kemal’in cevabı, büyük maceramızı izah eder mahiyettedir: Pilav yiyerek ve Mesnevi okuyarak. Yahya Kemal’in devlet ile coğrafya arasında kurduğu ilişki, ülkemizin bu gün içinde bulunduğu duruma ışık tutacak mahiyettedir. Üstat şöyle diyor: “Her devlet kendi ülkesinin coğrafyasını korur, bizim ülkenin coğrafyası bizim devleti korur.”
N.F.K.com.forum

Yahya Kemal devlet adamıdır. Mustafa Kemal'in sofrasına oturabilen sayılı isimden biridir ama devrin çapsız şairleri gibi "atam atam" diye çığırma basitliğinde bulunmaz.
Hatta o davetlerden birinde Behçet Kemal Çağlar Atatürk'e ayaküstü bir şiir yazar, boyun damarlarını şişire şişire okumaya başlar. M. Kemal, Y. Kemal'e sorar: "B. Kemal'i nasıl buldun?"
"O bir fenomen" der, laf sokar kibarca...
Çıkarlar... Behçet Kemal övüldüğünü sanmaktadır, eğilir yılışır. Yahya Kemal elinin tersi ile yıkıl işareti yapar, "Git başımdan!"
M. Kemal yine sofrasına çağırdığı gecelerden birinde sorar "Ankara'nın nesini seviyorsun?"
"İstanbul'a dönüşünü!" der diğerlerinin şaşkın bakışlarına aldırmadan.
http://www.saatlimaarif.com/

Büyük şair büyük insan…
Yahya Kemal, İsmet Bozdağ ve Behçet Kemal Belediye otobüsüyle Emirgan’a gitmeye karar verirler. Otobüse binerler ve Yahya Kemal dört kişilik bilet parası uzatır. Biletçi;
Dördüncü kim beyefendi diye sorar. İri gövdesiyle iki kişilik koltuğa boylu boyunca yayılan Yahya Kemal, kendisini göstererek cevap verir;
“Görüyorsun ya üçüncü ve dördüncü kişi ben oluyorum” der. Biletçi;
“Olmaz beyefendi size dört bilet kesemem, otobüste yer kapatamazsınız” diye karşı çıkar. Üstadın adamı ikna etmesi hiçte zor olmaz.
Evladım, gelen yolculardan hiç biri benim kucağıma oturmayı kabul etmez, iyisi mi sen bize dört bilet ketse hiç olmazsa belediye zarar etmesin der…

"Varşova büyükelçiliği görevinde iken neşeli bir anında Yahya Kemal'e Türkiye'nin nüfusunun kaç olduğunu sormuşlar. Hiç düşünmeden:

"Seksen milyon", cevabını vermiş. Bunun üzerine, davetlilerden biri: "Efendim, bugünlerde bir gazetenin verdiği bilgiye göre memleketinizde yeni nüfus sayımı yapılmış... Onbeş milyon kadar imişsiniz" deyince, şair yine hiç düşünmeden şöyle demiş; "Ben ölülerimizi de saydım. Cevabı doğrudur. Zira biz onlarla beraber yaşarız."

Yahya Kemal’in manzum lâtifeleri arasında yiyecekler için yazdıkları da vardır. Said Nazif Ozankan, babası Süleyman Nazif’in Nişantaşı’ndaki evinde Yahya Kemal’in sofra sohbetlerine şahit olmuştur. Bir seferinde Diyarbekir usulü mercimek çorbası pişirilir. Bu çorbayı çok beğenen Yahya Kemal, memnuniyetini ifade etmek için:

Mercümek çorbası gelsin küçük ekmeklerle mısraını söyler. Başka bir gün çok beğendiği bir baklava için şu beyitleri söylemiştir:

İrfânına âferin Tokatlı,

Bir kubbeli şâheser bu tatlı!

Cennette de böyle tatlı olmaz

Bir baklava elli katlı olmaz!



Yahya Kemal'in, Atatürk'ün sofrasında söylediği bir söz, çok şöhret kazanmıştır.

Atatürk;
-  Yahya Kemal Bey, Ankara'nın en çok neresini beğendiniz?
diye sormuştu. Yeni milletvekili de hemen cevap vermişti:
- İstanbul'a dönüşünü, Paşam...
http://webcache.googleusercontent.com/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder