2 Mayıs 2011 Pazartesi

Yahya Kemal / F. A. Aykaç

 
“Torunlarımızın torunları, başlarını bugünlere rahat rahat çevirmek için vakit bulurlarsa bizim nesillerin başbuğu diye Yahya Kemal’i göreceklerdir sanıyorum. Bazılarımızın onda kusur diye cımbızlamak istediği nice noktaya geleceğin çok değer vereceği inancındayım. O yüzdendir ki Türk edebiyatında Yahya Kemal’i kendime tek mürşit bildim ve ona güvenim her gün daha sağlamlaştı.” (1)
1926 yılında kaleme aldığı “Yahya Kemal İçin” şiirinde Kendi Gök Kubbemiz şairinin mizacını, zevklerini ve hayata bakışını yorumlar. Ona göre, hayata olumlu tarafıyla bakan ve millî mûsikîmize düşkün olan Yahya Kemal, bir zevk ve sefa adamıdır. İşte Fazıl Ahmet’in büyük şairi methettiği şiirin ilk mısraları:

“Yahya, ne hakikat, ne mecâz âşıkısın sen /
 Nâz, âşığı, sâz âşıkı, yâz âşıkısın sen”.

Onu “Hüner dergâhı”nda “şeyh-i ekber” kabul eden ve Abdülhak Hamit’i bu şeyhin “çömez”i sayan Fazıl Ahmet, bir başka şiirinde Yahya Kemal’i şu mısralarla yüceltir:

“En büyük üstadımız sensin Kemâl /
 Biz senin tilmîziniz. /
Sanatın gayet pürüzsüz, bî-misal /
 Meşrebin lâkin titiz!” (2)

Bu muhabbet karşılıksız değildir. Yahya Kemal de Fazıl Ahmet’i sever. Dostuna en güzel şiirlerinden “Ses”i ithaf eder:

Günlerce ne gördüm, ne de bir kimseye sordum;
“Yarab! Hele kalb ağrılarım durdu.” diyordum.
His var mı bu âlemde nekahet gibi tatlı?
Gönlüm bu sevincin halecâniyle kanatlı
Bir tâze bahâr âlemi seyretti felekte.
Mevsim mütehayyil, vakit akşamdı Bebek’te;
Akşam... Lekesiz, sâf, iyi bir yüz gibi akşam...
Tâ karşı bayırlarda tutuşmuş iki üç cam,
Sâkin koyu, şen cepheli kasrıyle Küçüksu
Ardında vatan semtinin ormanları kuytu;

diye başlayan şiirde muazzam bir tabiat tasviri vardır. Beyatlı’nın bu güzel şiirinde şu son mısraları okuyoruz:

Ânî bir üzüntüyle bu rü’yâdan uyandım
Tekrâr o alev gömleği giymiş gibi yandım.
Her yerden o, hem aynı bakış, aynı emelde,
Bir kanlı gül ağzında ve mey kâsesi elde;
Her yerden o, hem aynı güzellikle, göründü,
Sandım bu biten gün beni râm ettiği gündü (3)

1) Fazıl Ahmet, “Yahya Kemal Vasfında I”, Cumhuriyet nr. 6495, 14 Eylül 1942, s.2.
2) Yahya Kemal’e, Diken, nr. 12, 1919.
3) Kendi Gök Kubbemiz, Yahya Kemal Beyatlı, İstanbul Fetih Cemiyeti Yayınları, 9. bs. İstanbul 1993, s. 131-132.

***
Hani?
Bu ne türlü ihtiras
Sarık sardı her papas?

Mütehassıs çok ama
Bilmem nerde ihtisas?

İşte gene ortalık
Eski hamam eski tas!

Piyasada aranan
Hep yalanla iltimas

Nu umalım kalaydan
Altın bile tuttu pas!

(Rest!) çekince kumandan
Generaller dedi:Pas!
Fazıl Ahmet Aykaç
***


Fazıl Ahmet Aykaç
--------------------------------------------------------------------------------
1884 yılında İstanbul'da doğdu. Öğrenimini İstanbul Fransız Lisesi'nde, ardından Paris Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde tamamladı. 20 yıl kadar liselerde öğretmenlik yaptı. 1927-1938 yılları arasında milletvekilliği yaptı. Edebiyata şiirle başladı ve Fecr-i Âti topluluğuna katıldı. Fikir yazılarını çeşitli gazete ve dergilerde yayınladı. Eğitim, psikoloji ve felsefe alanlarında yazılar yazdı. Mizah ağırlıklı şiirleriyle oldukça ilgi topladı. 1967 yılında vefat etti.

ESERLERİ:
Kırpıntı, Divançe'i Fazıl, Harman Sonu, Şeytan Diyor ki, Tarih Dersi, Fazıl Ahmet.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder