3 Mayıs 2011 Salı

Yahya Kemal Beyatlı / Sabahattin Gencal

Yahya Kemal Beyatlı
( 02. 12. 1984 Üsküp -- 01. 11. 1958 İstanbul)
Şair ve yazar, öğretim gürevlisi, diplomat, millet vekili,
 ***
Yahya Kemal Beyatlı

Türkçe’yi kullanan şairlerin en büyüklerinden olan Yahya Kemal Beyatlı’nın yaşamı da, sanatı da kendine özgüdür. Şiirleri yaşamının, hatta toplumumuzun  aynası olan Yahya Kemal’i , en azından  ana özellikleriyle tanımalıyız.

Yahya Kemal Lozan’a giden heyette danışman olarak bulundu, öğretim üyeliği, elçilik, millet vekilliği  yaptı;  ama şair ve yazar olarak tanındı. (1)

Yahya Kemal makaleler, sohbetler, denemeler, tenkitler, hikayeler, siyasi hatıralar, mektuplar,  tarihi yazılar, portreler vb. düz yazılar yazdı; ama  şiirleriyle daha çok tanındı.

Yahya Kemal bir şiirini hece vezni ( Ok şiiri), birkaç şiirini (Karnaval ve Dönüş, İstanbul ufuktaydı, Ufuklar, Gece Bestesi) serbest vezinle yazdı; ama diğer bütün şiirlerini aruz vezni ile yazdı.

Yahya Kemal ünlü divan edebiyatçılarının ve Servet-i Fununcuların; Fransız şair ve düşünürlerinin etkisinde kaldı; ancak kendine özgü bir şair oldu. (2)

Yahya Kemal önceleri Baki’nin yolundan, 'Bakinin taklitçisi ' sözlerine aldırmadan yürüdü., Nedimi ve diğer divan edebiyatçılarını okudu, inceledi; ama taklitçi olmadı. Divan edebiyatının içinden yeni bir ruh, yeni bir ses getirdi.  Bu ruhu batıda getirdikleriyle bir potada eriterek biz de neo- klasiğin bayraktarı oldu. Başka deyişle, deruni ahengin yakalanabildiği, fazlalıktan, pürüzlerden, ayrıntılardan kurtulmuş, süzülmüş, hassas bir şiir anlayışı, estetiği  getirdi. Yahya Kemal, şiirde ses yaratmaya özen göstermiştir. (3)

Yahya Kemal  Terkib-i bent, mürabba, tahmis, taştîr, tazmîn, müstezat, musammat, kıta,  rubai  ve divan edebiyatının diğer nazım birimleriyle yazdı; ama en çok gazelleri ve şarkılarıyla tanındı.

Yahya Kemal divan edebiyatında kullanılan beyit be kıtalara yer verdi; fakat her beyitteki anlam farklılıklarına son vererek batıda olduğu gibi şiire tema bütünlüğü sağladı. Kısaca Yahya Kemal’in gazelleri divan şiirine Avrupai bir öğe katmıştır.

Yahya Kemal şairliğinin  ilk dönemlerindeki şiirlerinde, Hayyam rübailerinin çevirilerinde ve son dönemimlerinde yazdığı bazı şiirlerinde  divan şairlerinin kullandığı dili kullandıysa da sonraki dönemlerinde halkın anlayabileceği dili kullandı.  Türkçe’ye bir canlılık getirdi.(4)

Diğer şairlerin şiirlerinde şehir ve semt tasvirleri görülmekle beraber  şehir ve semtlerin şiirini yazma geleneği Yahya Kemalle başlar. Yahya Kemal şehirlerin, semtlerin tablolarını, mısralar buyunca kelimelerle çizer. (5)
Yahya Kemal semtleri sadece coğrafi özellikleriyle değil tarihi ve kültür özellikleri, mimari, toplumsal ve ekonomik özellikleri ile bir bütün halinde şiirlerine konu ediniyor. Ancak istismarcı yazarlar gibi ideolojilere sapmıyor. Bir düşünür gibi geçmişle ve gelecekle bağ kuruyor; uyum içinde yaşanabileceği üzerinde duruyor.

Yahya Kemal’in ilk şiirleri divan edebiyatçılarının ve Tanzimat dönemi edebiyatçılarının şiirleri gibi yalnız gözle okunabilen şiirler olmakla birlikte ilk dönemin sonrasındaki şiirleri söylenen, dinlenebilen şiirlerdir, bestelenen şiirlerdir. Yahya Kemal’in şiirlerinde ses, ahenk ve ritim fazlasıyla görülür. Açık deyişle Yahya Kemal’in mısraları birer müsiki cümleleridir.  Yahya Kemal bir ahenk şairi olarak tanınır. (6)

Yahya Kemal şiire daha çocukken bir aşkla  başladığını söylüyor.  Yahya Kemal’in birçok şiirinin arka planında kadınlara duyduğu aşk, insanlara duyduğu aşk, gaza aşkı, tasavvufi vb.  aşk görülür. Ama en çok da çocukluğunu geçirdiği Üsküp ve özellikle de İstanbul aşkı şiirlerinde açıkça görülmektedir. İstanbul’un Osmanlı medeniyetinin simgesi olduğu düşünülürse Yahya Kemal’e İslâm medeniyetinin Osmanlı yorumu şairidir diyenlere hak verilebilir.Yahya Kemal bir millete ait her unsuru bir potada eritmiştir.  Kısa deyişle, Yahya Kemal’in çocukluk, gençlik, ihtiyarlık dönemlerinin duygulanmaları şiirlerinin arka planında görülebilir. Yahya Kemal’in şiirlerinin arka planını görmek özellikle de yorumlamak kolay değildir. (7)

Yahya Kemal’in şiirlerinin arka planında kendi duygu ve düşünceleri, aşkları görüldüğü kadar milli tarihimiz ve kültürel değerlerimiz de görülür.  Onun şiirleri geçmişimizi, günümüzü olduğu kadar geleceğimizi de gösteren bir ayna gibi olduğu bazı edebiyatçılarımız tarafından değişik biçimlerde belirtilmiştir. Birçok edebiyatçı da köprü benzetmesi ile Yahya Kemal'in geçmişten geleceğe, doğudan batıya köprüler kurduğunu belirtmişlerdir.

Yahya Kemal’in şiirlerinde açıktan açığa öğreticilik yoktur, bir doktrin de yoktur. Bu yüzden hem cumhuriyetçiler, hem de komünistler tarafından kınanmış olmasına rağmen  şiirine  ideoloji katmamış, şiirindeki saflığı bozmamıştır. Yahya Kemal tüm şair ve düşünürlerden yararlanmış; fakat saf şiir yaratma kararlılığından vaz geçmemiştir.  
Şiirlerine ideoloji katmamış; ama toplusal, siyasal, tarihsel konuları da göz ardı etmemiştir.

Yahya Kemal , diğer şairlerin şiirlerinde kullandığı tarih, vatan , millet, kahramanlık, ölüm , aşk  ayrılık ve acı , özlem , hayal …vb temaları şiirlerinde işlemiş; ancak fazla abartmamıştır.

Yahya Kemal eserlerinde bir çok edebi sanatı , ustalıkla kullandı. Ancak teşbih, açık istiare, kapalı istiare sanatlarını daha çok kullandı.

Sağlığında hiçbir eseri yayınlanmayan  Yahya Kemal İlk şiirlerini Malûmat ve İrtika dergilerinde  yayınlamıştır. 1918′de Yeni Mecmua’daki yayınlarıyla ilgi uyandırdı. Daha sonraki dönemlerde Edebi Mecmua, Şair, Büyük Mecmua, Şair Nedim, Yarın, İnci, Dergah gibi dergilerdeki şiirleriyle tanındı, hayranlık uyandırdı.
Yahya Kemal, Peyâm-ı Edebî, İleri, Payıtaht, Tevhid-i Efkâr, Hakimiyet-i Milliye gazetelerinde de  düz yazılar yazdı.

Yahya Kemal ölünceye kadar yazdı.  Gerçi bir çok yazar da ölünceye kadar yazmıştır. Ama Yahya Kemal mısralarındaki her kelimeyi tartarak ve anlaşılır biçimde yazmıştır.  “Mısra benim haysiyetimdir.” diyen Yahya Kemal, mısralarını bir kuyumcu gibi işlemeye ölünceye kadar devam etti.  Bu titizliğinde ötürü bazı şiirleri yarım kaldı. (8)

'Saf şiir' anlayışının kurucusu ve temsilci Yahya Kemal ‘in,  doğu ve batı kültürünü hazmetmiş biri olarak yoğurduğu, işlediği şiirleri yayınlandığı zamanda olduğu kadar günümüzde de büyük zevk alarak okunmuş ve dinlenmiştir. Geçmiş, hal ve geleceğin iç içe olduğu Yahya Kemal’in şiirleri kültür ve uygarlığımızın aynasıdır.  

Sabahattin Gencal ( Emekli öğretmen)
Başiskele – Kocaeli, 21. 03. 2011
________________________________________________
1.Yahya Kemal Paris’ten İstanbul’a dönüşünde  Darüşşafaka’da edebiyat ve tarih öğretmenliği yaptı. Daha sonra  Medresetü’l-Vaazin’de de uygarlık tarihi dersleri vermiştir.Ardından 1915-1918 yılları arasında Darülfünun müderrisi seçilmiş, medeniyet tarihi, batı edebiyatı ve Türk edebiyatı okutmuştur.( Yahya Kemal’in ne lise ne de üniversite diploması vardır.Sızıntı, sayı:261 Şubat 2009)
*
Yahya Kemal  (Nisan 1926-14 Mart 1929)  Varşova sonra da Madrid (14 Mart 1929-25 Nisan 1932 ) elçiliğinde bulundu. Matritteyken  Lizbon elçiliğini de yürütmüştür. (19319. Yahya Kemal’in son memuriyeti de Pakistan büyük elçiliğidir.(8 Ocak 1948-2 Aralık 1948 )
*
Yahya Kemal Urfa (1923), Yozgat ( 1934- 1935), Tekirdağ (1935- 1943) ve İstanbul (1943- 1946)  millet vekili seçilmiştir.
2.Yahya Kemal’in eserleri ölümünden sonra, sağlığında kendisinin tasarladığı başlıklar altında yayımlanmıştır:
Yapıtları
Şiir:
Kendi Gökkubbemiz (1961),
Eski Şiirin Rüzgârıyle (1962),
Rubâîler-Hayyam'ın Rubâîlerini Türkçe Söyleyiş (1963),
Bitmemiş Şiirler (1976),
Düz Yazılar :
Aziz İstanbul (1964),
Eğil Dağlar (1966- Millî Mücadele yazıları),
Siyasî Hikâyeler (1968),
Siyasî ve Edebî Portreler (1968),
Edebiyata Dair (1971),
Çocukluğum, Gençliğim, Siyasî ve Edebî Hatıralarım (1973),
Tarih Musahabeleri (1975),
Mektuplar ve Makaleler (1977).
3.Yahya Kemal şairliğinin ilk dönemlerinde Baki, Nedim, Muallim Naci, Tevfik Fikret vd şairlerin etkisinde kalmıştır.
Yahya Kemal, Paris’deki sanatçılardan, özgür yaşamdan ve elbetteki ögretmenlerinden çok şey ögrenerek kendini geliştirdi ve yeniledi. Her akşam tiyatroya gitmeye çalıştı, sürekli okudu. Ögretmeni Camilla Julian’ın sözüyle, içerisindeki yetenekli yanardağ uyandı; ” Fransa milletini, 1000 yılda, Fransa toprağı yarattı”.
Paris senelerini anlattığı küçük şiir;

Jaures’in gür sadası devrinde,
Tuncu canlandıran ilahtı Rodin;
Verlaine absent’i Baudelaire afyonuna
Karışan sihirli bir hazdı şiir.
…Eski Paris’te bir ömür geçti.
Ideal rüzgarıyla hür geçti.
4. Yahya Kemal  şiirde ses yaratma kudreti arar:
Ses
…..
Gönlüm bu sevincin halecâniyle kanatlı
Bir tâze bahâr âlemi seyretti felekte.
Mevsim mütehayyil, vakit akşamdı Bebek’te;
Akşam... Lekesiz, sâf, iyi bir yüz gibi akşam...
Tâ karşı bayırlarda tutuşmuş iki üç cam,
Sâkin koyu, şen cepheli kasrıyle Küçüksu
Ardında vatan semtinin ormanları kuytu;
YKB

Yâ Râb! Ne musâvatı ne hürriyeti ver
Hâttâ ne o yoldan gelecek şöhreti ver.
Hep neşve veren aşkı terennüm dilerim
Yâ Râb! Bana bir ses yaratan kudreti ver.

YKB
5.  . Yahya Kemâl Beyatlı,  “Bu dil ağzımda annemin sütüdür” dediği arı Türkçe ile yazdığı şiirleriyle büyük ve haklı bir üne kavuşmuştur.( Gencay Zavatço, Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (6) 2003 / 2 : 137-143)
6. Yahya Kemal Beyatlı “Süleymaniyede Bayram Sabahı”, “Koca Mustafa Paşa”,“Siste Söyleniş”, “Gece”, “İstinye” ve “Eylül Sonu” “Erenköyü’nde Bahar”, “Moda’da Mayıs”, “Viranbağ”, “Fenerbahçe” , “Maltepe”   …vd. şiirlerinde İstanbul’u işler.
7.  Üstad elinde serteser ahenk olur lisan
Mızraba ses verir kelimatiyle tel gibi.
YKB
“Şiir, ritim yani nazım sanatı olduğu için güfteden önce bir bestedir. Mısralarında nağme hissedilmeyen bir manzume sadece bir güftedir ki onu sâhasına atarız. Mısra mısra bir beste olan manzume ise asil şiirdir.” Yahya Kemal Beyatlı   
8. “1912’de Balkan harbinden önce İstanbul’a gelmiştim.
Yakup’la tanıştım. O, metinden Fransız edebiyatını okumuştu,
okuyordu. İkimiz de bir hülyaya kapıldık; İran’dan Yunan’a
geçmek… Eski edebiyatın mihrakı İran’dı. Geç olmakla beraber
Yunan klasiklerine dönecektik. Nazariye şuydu : Modern
edebiyatımız gerçi Avrupa’ya dönmüştü. Fakat bu model,
Fransızların son şiiri ve son nesri idi. Bu kâfi olamazdı. Bütün
Avrupa’yı anlamak için ancak Yunanlılardan başlamak lâzımdı.
Biz coğrafyaca, kısmen de medeniyetçe Yunanlıların vârisiyiz.
Bu verasete din, mani olmuştur. ..."

Yahya Kemal, gençlik hevesiyle Nev Yunanilik adı verilen bir akıma, yönelişe kapılır. Ancak bu çok sürmez. Türk Tarihi ve İslam medeniyeti kaynaklarından beslenir.
“Ona göre, Türk devletleri içinde, yükseliş devrinde dünyada her bakımdan medenî bir üstünlük kuran ve onu uzun süre devam ettiren en büyük devlet, Osmanlı İmparatorluğu'dur. Osmanlı İmparatorluğu'nun tarihi, tema olarak, millî bir edebiyatı besleyebilecek güçtedir. "Açık Deniz" şiirinden başlayarak "Akıncı", "Mohaç Türküsü", "İstanbul'u Alan Yeniçeriye Gazel", "Barbaros Anıtı Kitabesi", "Selîm-nâme", "Süleymaniye'de Bayram Sabahı" gibi şiirlerinde epik bir atmosfer içinde millî tarih temasını işler. (”http://www.nearamistin.com/)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder