3 Mayıs 2011 Salı

Avrupada Anadolu : Üsküp

Uskup_
 Üsküp (Makedonca: Скопје, /ˈskopje/, {Skopye}), Makedonya'nın başkenti ve en büyük şehridir. Vardar Nehri'nin iki yakasına kurulmuştur. Vardar’ın akış yönüne göre sol taraf eski Üsküp, sağ taraf ise yeni Üsküp'tür. Osmanlı dönemi eserlerinden meşhur taş köprüsü, Üsküp'ün en önde gelen tarihî eserlerinden biridir.
 (Vikipedi, özgür ansiklopedi)

 Üsküp Türkler tarafından kurulmuş ve âlimler, şairler, münşiler yetiştirmiş bir medeniyet merkezi hâline getirilmiştir.Günümüzde yerli yerinde duran Kurşunlu Han, Saat Kule, Taş Köprü, göğe yükselen cami minareleri Türk eseri olarak şehrin eski havasını kaybetmemesine vesiledir.
http://www.balkanskidom.com/showthread.php?t=3936
 

Üsküp, Osmanlı egemenliğinin son yıllarında Üsküp, (1909)

20. yüzyıla ait bir Üsküp kartpostalı
“Üsküp şehrinden selam” notu ile

Yahya Kemal
Üsküp’ü şiirlerine tam anlamıyla taşımış en büyük Türk şairi, şüphesiz Yahya Kemal Beyatlı’dır. Modern şiire, Osmanlı - Türk şiirinin birikimine sırt çevirmeden eklemlenen, gündelik Türkçe'yi ideolojik bir mevzi olarak savunmak yerine, o “dil”e bir lirik şiir dili olma vasfını yeniden kazandırmayı seçen, “eski şiirin rüzgârıyla” klasik şiir geleneğini yepyeni bir edada zirveye taşıyan, modern Türk şiirinin derinlikli bir arka planla inşa edilmesine olanak sağlamış şair Kemal, Üsküp’ü taşıdığı mısralarıyla aynı konuyu işleyecek diğer şairlere adeta bir poetika sunmuştur.
Üsküp, Yahya Kemal’in şahsi ve edebi kimliğini oluşturmuş ana etmenlerden biridir. Şairin, şiirlerinde sürekli özlemle andığı çocukluk günleri, milli havanın en kesif yaşandığı Balkan şehirlerinin en mutaassıbı sayılabilecek Üsküp’te geçmiştir. “İlk asırlardaki çeşnisini tamamıyla muhafaza etmiş bir vatan şehri” olarak gördüğü Üsküp, Yahya Kemal’in hatıralarında unutulmayacak bir yer edinmiştir. Nihad Sâmi’ye anlattığı anılarında, “Filhâkika Üsküp, yalnız vatan olarak değil, şehir olarak da gurbette hatırlanmaya değer bir beldemizdi.” diyerek şehrin, milli ve dini değerleri yanında güzelliğiyle de akılda tutulacak bir şehir olduğunu belirtir.
Yahya Kemal’in şiirlerini incelediğimizde Balkan şehirlerinin ( Üsküp, Kalkandelen, Kosova, Niğbolu, Mercidabık, Mohaç, Varna, Belgrat, Rakofça, Budin, Eğri, Uyvar) 22 defa, Anadolu şehirlerinin 20 defa, İstanbul’un ise semtleriyle birlikte 81 defa zikredildiğini tespit edebiliriz. Bu tespit, Yahya Kemal’in İstanbul’dan sonra en çok Üsküp ve diğer Balkan şehirleri hakkında mısralar söylediğinin delilidir. Üsküp’ü müstakil bir konu olarak belirlediği “Kaybolan Şehir” adlı şiirinde kent hakkında şunları söylemektedir:
“Üsküp ki Yıldırım Beyazıd Han diyârıdır,
Evlâd – ı fâtihâna onun yâdigârıdır.
Fîruze kubbelerle bizim şehrimizdi o;
Yalnız bizimdi, çehre ve rûhiyle bizdi o.
Üsküp ki Şar Dağı’nda devâmıydı Bursa’nın.
Bir lâle bahçesiydi dökülmüş temiz kanın.
(…)”

Şair, Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk başkenti olan Bursa ile Üsküp’ü birbirine benzetmektedir. Bu şehirler, Türklüğün Anadolu’ya ve Balkanlar’a kök saldığı dönemin yadigârıdırlar. İşte böyle şehirlerden yükselen “fîrûze kubbeler”, Türk milletinin kente taktığı milli nişanelerinden biridir Yahya Kemal’e göre.
“(…)
Üç şanlı harbin arşa asılmış silâhları
Parlardı yaşlı gözlere bayram sabahları.
Ben girmeden hayâtı şafaklandıran çağa,
Bir sonbaharda annemi gömdük o toprağa.
İsâ Bey’in fetihte açılmış mezarlığı
Hulyâma âhiret gibi nakşetti varlığı.
(…)”

Bu mısralarla devam eden “Kaybolan Şehir” adlı şiirde Yahya Kemal’in edebi ve şahsi serüveni sırasında güç aldığı tarih unsuru öne çıkmaktadır. Üsküp’te doğmuş ve Osmanlı hezimetinin sarsıntılarını daha yakından duymuş serhat çocuğu, kahramanlık hikâyelerini dinleye dinleye büyüdüğü, macerası asırları dolduran imparatorluğun feci yıkılışından muzdarip olmaktadır ve bir daha geri gelmeyecek olanın doğurduğu büyük ümitsizliği, ancak şanlı ve güzel günleri hatırlamak suretiyle telafiye çalışmaktadır. “Şanlı harbin arşa asılmış silahları,” şaire, şehrin Osmanlı’ya bağlı olduğu yıllardan kalan manevi anılardandır.
“Bir sonbahar günü annemi gömdük o toprağa” dizesinden anlaşılabileceği gibi Üsküp’ü Yahya Kemal’e değerli kılan önemli unsurlardan biri, toprağında pek değerli annesinin yatıyor olmasıdır. Annesi, Yahya Kemal’in tarihi ve dini mizacını oluşturan yegâne insandır. “Ezân – ı Muhammedî” adlı gazelini annesinin ruhu için yazmış ve Üsküp’teki kabrine armağan etmiştir.
Yahya Kemal Üsküp’ü, “Fatih devrinin ruhani mezarlığı” olarak nitelendirir. Gerçekten şehrin her köşesinde bir evliya yatmaktadır. Yahya Kemal’in hülyasına Üsküp’e dair nakşeden unsurlar, bu cengâver evliyalarla birlikte şehrin kazandığı uhrevi kimlikten ileri gelmektedir.
Çöken âlemler, Beyatlı şiirlerinin aynasında ebedi akisler bırakarak kaybolur. Üsküp de bu âlemlerin en mübarek olanıdır.
“(…)
Vaktiyle öz vatanda bizimken, bugün niçin
Üsküp bizim değil? Bunu duydum, için için.
Kalbimde bir hayâli kalıp kaybolan şehir!
Ayrılmanın bıraktığı hicran derindedir!
Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene,
Biz sende olmasak bile, sen bizdesin gene.”


Yahya Kemal, Üsküp’ü kaybediş ızdırabını gönlünün en ücra yerlerinde duymuştur. Ayrılığın bir kopuş olduğunu düşünmemektedir. Zira hâlden kurtuluşu tarihte gezintide bulan Beyatlı, fikri bakımdan Üsküp’ün bir Türk şehri olarak kaldığını belirtir.
http://www.balkanskidom.com/showthread.php?t=3936
*
Vardar ve Üsküp’ün meşhur köprüsü

Vardar Nehri üzerinde ve Üsküp şehir merkezinde bulunan tarihi Osmanlı köprüsü. Kimi kaynaklara göre Mimar Sinan tarafından yapıldığı belirtilmektedir. 13 kemer gözü bulunan köprünün kemer açıklıkları ise merkeze doğru genişlmekte ve yükselmektedir. Köprünün toplam uzunluğu 220m dir. Kemer açıklıkları açısıdan en küçük açıklık 4.05m en büyük açıklık ise 13.48m dir. Üsküp bölgesinde Fatih Sultan Mehmet köprüsü olarak da bilinmektedir.
(Vikipedi, özgür ansiklopedi)
Makedonyalı Türkler, köprünün Osmanlı`ya ait bütün arşiv belgelerinde "Fatih Sultan Mehmet Köprüsü" olarak geçtiğine dikkati çekerek, şöyle konuştular:
"Köprünün restorasyonunu yapan Vasil İlyov ve ekibi, Taş Köprü'nün adını Justinyan olarak değiştirmek istiyor. Çünkü bu ekip, restorasyon projesinde köprünün ismini Justinyan Köprüsü olarak adlandırıyor. Ayrıca restorasyon projesinde Justinyan, Büyük Makedon olarak takdim ediliyor ve köprünün 515 yılında onun tarafından yaptırıldığı ileri sürülüyor. Osmanlıya ait bu köprüye bir Roma kimliği kazandırılmak isteniyor."
Makedonyalı Türkler, restorasyonun ardından köprünün kitabesinin de yerine konulmadığına işaret ederek, bu kapsamda Türkiye'nin Makedonya hükümeti ile UNESCO nezdinde acil olarak girişimlerde bulunmasını talep ettiler.
Davut Paşa Hamamı, Makedonya'nın başkenti Üsküp'te ve Taş Köprü'nün yanında bulunan çifte hamamdır. II. Beyazıt döneminde sadrazamlık yapmış olan Davut Paşa tarafından yaptırılmıştır. Günümüzde sanat galerisi olarak hizmet veren hamam, İsabey Hamamı ile birlikte Üsküp'te ayakta kalabilen iki tarihi hamamdan birisidir.
(Vikipedi, özgür ansiklopedi)
Üsküp
Osmanlı-Hamamı---Üsküp
Osmanlı Hamamı
Eski-Şehir---Üsküp
Eski Şehir, Üsküp
Üsküp
Üsküp
Üsküp Kalesi
*
Yahya Kemal Beyatlı, 2 Aralık 1984’te Üsküp’te doğmuştur, asıl adı Ahmet Agâh’tır
Türk şiirinin en büyük ismi Yahya Kemal Beyatlı'nın Üsküp'te doğduğu ev yıkılarak otopark yapıldı. İLESAM (Türkiye İlim ve Edebiyat Eserleri Sahipleri Meslek Birliği), yaptığı yazılı açıklamada, "Yahya Kemal'in doğduğu ev yıkılmış, evin yerinde sadece otopark vardır. Ancak çocukluğunu geçirdiği Kumbarcılar Konağı halen boştur ve yıkılmayı beklemekte, yakında bu kültür mirasını da kaybetme endişesi içindeyiz" dedi.
http://www.forumankebut.net/forum/haber-arsiv/33878-sair-yahya-kemalin-dogdugu-evi-vefasizlik-yikti.html
Üsküp'te Yahya Kemal'in doğduğu ev ve mektebinin bulunduğu semt.
Mustafa Paşa Camisi
Kubbeleriyle bizim şehrimiz ÜSKÜP
Türk şiirinin önemli kalemlerinden Yahya Kemal Beyatlı’nın “Kaybolan Şehir” şiirinde, “Firuze kubbelerle bizim şehrimizdi o; Yalnız bizimdi, çehre ve ruhuyla bizdi o” diye anlattığı doğum yeri olan Üsküp, aradan geçen yıllara rağmen Osmanlı izlerini korumaya devam ediyor.
ÜSKÜP- Türk şiirinin önemli kalemlerinden Yahya Kemal Beyatlı’nın “Kaybolan Şehir” şiirinde, “Firuze kubbelerle bizim şehrimizdi o; Yalnız bizimdi, çehre ve ruhuyla bizdi o” diye anlattığı doğum yeri olan Üsküp, aradan geçen yıllara rağmen Osmanlı izlerini korumaya devam ediyor. Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid zamanında fethedilen Üsküp, 1444-1469 yılları arasında Osmanlı-Türk mimari tarzıyla yeniden imar edildi. Bu dönemde Türkmen ailelerin yerleştirildiği Üsküp; yaptırılan camiler, hanlar, hamamlar, medreseler, köprüler, çeşmeler ve dükkanlarla Balkanlar’ın en gözde şehirleri arasına girdi. Üsküp, aradan geçen yıllara ve Türk eserlerini yok etmeye yönelik yapılan bilinçli çalışmalara rağmen; Osmanlı izlerini Balkanlar’da koruyan ender şehirlerden biri olma özelliğini sürdürüyor.
17 Osmanlı camisi
Üsküp’te geçmiş dönemlerde Osmanlı eserlerini yok etmeye yönelik yapılan bilinçli çalışmalara rağmen, halen bir çok tarihî eser geçmişi geleceğe taşımayı başarmış şekilde duruyor. Üsküp Kalesi, Taşköprü, Davutpaşa Hamamı, Türk Çarşısı, sağlı sollu dizilmiş 2 katlı dükkanlar, çeşmeler, hanlar bunlardan bazıları... Her köşe başında hemen hemen bir şadırvanın bulunduğu Türk Çarşısı’nda ibadete açık ve ezanın sesli olarak minarelerinden okunduğu Murad Paşa, Dükkancık, Mustafa Paşa, İsa Bey, Yahya Paşa, İshak Bey ve Alaca Camisi bulunuyor. Halen 23 caminin ibadete açık olduğu Üsküp’te bu camilerin 17’sinin Osmanlı’dan kalma camiler olduğu bildirildi. Türk Çarşısı’ndaki dükkanlarda ise hediyelik olarak deri işlemeli Üsküp çarığı başta olmak üzere terlik ve süs eşyası yoğun olarak satılıyor. Türkçe’nin konuşulduğu bu çarşıda iş yeri bulunan Arnavutlar’ın çoğunluğu da Türkçe biliyor.
Avrupada’ki Anadolu...
Türk Çarşısı’nda bulunan hanlar, hamamlar, medreseler, çeşmeler ve dükkanlar, Üsküp’e gezmeye gelenlerin Anadolu izlerini sıklıkla bulduğu yerlerden... Üsküp, Fatih Sultan Mehmed zamanında yaptırılan ve şehrin simgesi olan tarihî “Taş Köprü” ile kuzey ve güney ikiye ayrılıyor
Türkiye, 13 Kasım 2007 Salı

İshak Bey Camii
( Yahya Kemal, İlköğrenimine Mahalle Mektebinde başlamış ardından özel bir okula geçmiştir. Lise için Üsküp İdadisi’ne gitmiş aynı zamanda İshak Bey Camisinin medresesine giderek Arapça ve Farsça dillerini öğrenmiştir.)
Üsküp'te Türk Çarşısı
Üsküp’te Türk izleri
Yahya Kemal’in “Firuze kubbelerle bizim şehrimizdi o” diye anlattığı doğum yeri olan Üsküp, Türk izlerini korumaya devam ediyor.
Yıldırım Bayezid zamanında 1389 yılında fethedilen Üsküp, Balkanlar’da 1444-1469 yılları arasında Vardar Nehri kenarında Osmanlı-Türk mimari tarzıyla yeniden imar edildi. Osmanlı idaresinde  523 yıl kalan Üsküp’e bu süre içerisinde 130 cami ve mescid, 10 han, 12 hamam, 20 türbe, 1 saat kulesi, 2 çeşme ve binlerce Türk mimari tarzıyla evler yaptırıldı. 1912’de Türk idaresinden çıkan, Sırp-Hırvat-Makedon Krallığı ve Yugoslavya idaresinde kalan 1993 yılında ise bağımsızlığını ilan eden Makedonya’ya başkentlik yapan Üsküp, halen Türklerden izler taşıyor.
Eserler her yerde
Türk şiirinin ve Türkçe’nin önemli kalemlerinden Yahya Kemal Beyatlı’nın “Kaybolan Şehir” şiirinde, “Firuze kubbelerle bizim şehrimizdi o; Yalnız bizimdi çehre ve ruhuyla bizdi o” diye anlattığı doğum yeri olan Üsküp, Fatih Sultan Mehmet zamanında yaptırılan tarihi “Taş Köprü” tarafından ikiye ayrılıyor.  Taşköprü’nün hemen bitişiğinde kubbeleriyle dikkat çeken  Davutpaşa Hamamı bulunuyor. Tarihi Türk Çarşısı’nda ise ibadete açık ve ezanın sesli olarak minarelerinden okunduğu Murad Paşa, Dükkancık, Mustafa Paşa, İsa Bey, Yahya Paşa, İshak Bey ve Alaca Camisi bulunuyor. Halen 23 caminin ibadete açık olduğu Üsküp’te bu camilerin 17’si Osmanlı’dan kalan camiler.
Türk Çarşısı, sağlı sollu dizilmiş 2 katlı dükkanları, dar sokakları, kaldırımları, çeşmeleri, hanları ve camileriyle adeta Beypazarı ve Safranbolu’yu andırıyor.
Üsküp'te Bit Pazarı
*
 

Üsküp Saat Kulesi
Üsküp Türk Çarşısı
Üsküp Türk Çarşısı
Üsküp- Vardar Nehri
Taş Köprüsü
Üsküp kartpostalı
*
Üsküp
Duygu Ece Ünal
Uskup_
Uskup_


http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=2709765950697723521&postID=8587092278097237363
*
ÜSKÜP FOLKLOR EKİBİ KARTPOSTAL 1970 LER
Üsküp folklor ekibi (1970)
Yıl 1371. Osmanlı devletinin büyüme ve genişleme süreci. İstanbul henüz fethedilmemiş; Anadolu'nun fethi tamamlanmamış. Osmanlı bir yandan Anadolu'da bir yandan Rumeli'de fetih harekâtını sürdürüyor. Alperen dervişler, Rumeli'de karargâh kurmuşlar; fethin altyapısını hazırlıyorlar. Önce gönülleri fethediyorlar. Sonra fiili fetih başlıyor.
I.Murat devrinde, Osmanlı orduları Üsküp'ü kuşatıyor. Saray erbabı içinde bulunan Vezir Çandarlı Ali Bey’in otağı da buradadır. Kuşatma sürerken civar köylerden ve kasabalardan halk Osmanlıya sığınmak için ovaya akın eder.
İşte türkümüzün kahramanı genç kız da bu kalabalığın içinde aç sefil sığınacak yer aramaktadır. Genç kızın yolu Vezir Çandarlı Ali Beyin oğlu Çandarlı Halil Paşa (Daha sonra babasının ölümü ile vezir-i azam olmuştur) ile kesişir. Halil Paşa kızı sahiplenir. Onu otağına alır. El üstünde tutar. Savaş kazanılmış, bütün Balkanlar 500 senelik Türk hâkimiyetine girmiş fakat savaş alanında 1. Murat ölmüştür. Sonuçta ordu geri döner. Yanlarında Rumelili bir yığın insan vardır. Fakat bir kısmı kendi rızası, bir kısmı zorla yurtlarından koparılan bu insanların sıla özlemi hiç bitmez. Çandarlı Halil Paşanın yanına sığınan kahramanımız da Halil Paşa’yı çok sever, ona bağlanır ama memleket özlemi hiç bitmez. Böylece çok bilinen bu türküyü yakar.
Türkü anonimdir. Yazarı bilinmiyor, ama hikâyenin bu şekilde olduğu söylenegelmektedir,
http://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:86-4ocLNqjQJ:istemessen.blogcu.com/vardar-ovasi-turkusunun-hikayesi/3234731+vardar+ovas%C4%B1+hikayesi&cd=1&hl=tr&ct=clnk&gl=tr&source=www.google.com.tr
Vardar Ovası
Mayadağ'dan kalkan kazlar
Al topuklu beyaz kızlar
Yarimin yüreği sızlar
Eğlenemem aldanamam
Ben bu yerlerde duramam
Vardar ovası, vardar ovası
Kazanamadım sıla parası
Mayadağ'ın yıldızıyım
Ben annemin bir kızıyım
Efendimin sağ gözüyüm
Eğlenemem aldanamam
Ben bu yerlerde duramam
Vardar ovası, vardar ovası
Kazanamadım sıla parası

*
BMhsi geçen ova makedonya'nın en önemli akar suyu Vardar nehri'nin kıyısındaki, Üsküp ve çevresine tekabül eden ovadır.
*

Müzeyyen Senar-Vardar ovası
Yükleyen icononline. - Öne çıkan müzik videolarını izleyin.
*
Ayrıca bakınız

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder