29 Nisan 2011 Cuma

Kader (05) / Fuat Gencal



Sarı Gelin Farid FARJAD KORBAYKUS



KADER
(5)
Okumayanlar için Kader: 01   02   03    04


Odaya paspas atmak için çok sevimli hafif tombulca, yaklaşık 35 yaşlarında neşeli bir hanım girdi. Hemen gülerek;

“- Beyler bayanlar bana iki dakika müsaade edin yaşadığınız yeri gül bahçesi yapayım” demişti. Hemen odayı boşalttılar. Sadece Kader kalmıştı.
O da sessizce yatıyordu. Gerçekten de dediği gibi iki dakikada oda tertemiz olmuş.Bir de mis gibi gül kokusu her tarafa yayılmıştı.
Ablası odaya girdi. Direkt kaderin yanına gitti. Saçlarını düzeltirken yavaş yavaş uyanmasını istiyordu. Çünkü biraz sonra misafirler gelecekti. Gerçi gelecekler misafir sayılmazlardı; ama olsun yine de Kader’i güzel görmeliydiler.

Sesler duymaya başlayınca gözlerini açtı. Odası çok kalabalıktı. Kızı ve oğlu gelmişti. Ablasının çocukları da odadaydılar. Sevindi doğrulmaya çalıştı. Başaramadı. Ablası hemen anladı ve doğrulmasına yardım etti. Arkasına yastık dayayarak yatağın içerisinde hafif doğrulttu.
Kızı ve oğlu yanaklarından, ellerinden öpüyorlardı. Sanki uzun yıllar ayrı kalmışlar gibi öpmeye doyamıyorlardı. Annelerini seviyorlardı. Kader’in içi kıpır kıpır oldu. Sevinci yüzüne de vurdu yanakları pembe pembe oldu.
Tam o sırada doktoru odaya girdi. Sabah ki ağlama krizini duymuş biraz erken görmek istemişti Kader’i. Yanaklarının kızardığını görünce de sevinmişti doktor. Bu iyiye işaretti iyileşecekti. Ama biraz zaman alacaktı. Kontrollerini yaptıktan sonra memnun bir şekilde odadan ayrılırken ablasına da;

”-Her şey yolunda çok iyi buldum. ”
diyerek ablasını da sevindirmişti.

Çocukları gelince çok sevinmişti. Yatağında oturur vaziyette, yüzünde hafif bir gülümseme ile onlara bakıyordu. Herkes neşeli bir şekilde birbirleri ile konuşuyordu. Sevgi dolu gözlerle onlara bakıyordu. Aslında her bakış ona çok şeyler hatırlatıyordu.
Yavrularını istediği gibi sevememişti. Sevdirmiyorlardı. 
Kaynanası ve görümcesi çocukları sahiplenmişlerdi. Çocuklarını kucağına bile almasına izin vermezlerdi. Kızı görümcesinin, oğlu da kaynanasınındı. O sadece çocukların hizmetini yapan biriydi. Neredeyse çocukların ona anne demesine bile müsaade etmeyeceklerdi.

Kızının doğumunu düşündü. Ne kadar üzülmüş ne kadar ağlamıştı. Yavrusuna doyarak sarılamamıştı. Üzüntüsünden sütü gelmemişti. Ona bile takmışlardı.

“-Bu anne olamaz baksana şuna sütü bile yok”
diyorlardı. Hem kaynanası, hem de görümcesi kızının yanında bulunmasına izin vermiyorlardı.

Kader bir besleme, bir hizmetçi gibi tüm evin işlerini yapıyor. Arta kalan zamanlarda da kaynanasının özel hizmetini yapıyordu. En ufak bir ses çıkartsa ilk lafları;

”- Kızının yüzünü sana bir daha göstermeyiz, seni babanın evine yollarız. Hoş onlarda geri almazlar ya seni”

 Gibi korkutucu, aşağılayıcı kelimeler ağızlarından düşmüyordu. Kızına hamile iken de bile;

”-Sakın kız doğurma yoksa seni süründürürüz, elinden alırız” gibi tehditler savuruyorlardı. Kocasına dediğinde ise;

 “-Annemler böyle şeyler söylemez. Yalan söylüyorsun” deyip yine Kaderi suçluyordu. O nedenlerle kızına sevgisini tam gösterememişti. Onu doya doya öpüp koklayamamıştı. Doğum yaparken ebenin;

”-Gözün aydın nur topu gibi bir kızın oldu” sözüne sevinememişti. Acaba ona kızacaklar mıydı? Doğuma gelen ablasına söylediğinde ablası;

”Olur mu öyle şey, kızım onlar eskide kaldı; şimdi böyle düşünen yok”  deyip Kader’in söylediğine pek itibar etmemişti. Bir gün hastanede kaldıktan sonra eve çıkmıştı. Evde yatırmamışlardı onu;yatak bile hazırlanmamıştı. Kocası kaynanasının evine getirmişti. Orada kalması daha uygun görülmüştü. Yeni doğum yaptığı için gidip gelmesi zor olabilir diye düşünmüşlerdi. Ablama da söylediklerinde ablamda uygun görmüş kaynanamın ve görümcemin kendi evlerinde bana bakacağını sanmıştı. Böyle diyerek ablamın gelmesini engellemişlerdi.

Kızım çok güzel bir çocuktu. Kız çocuklarını hiç sevmeyen kaynanam kızımın güzelliğinden olsa gerek bana fazla bir şey demedi. Yoksa çok korkuyordum hep doğumdan önceki sözleri aklıma geliyordu.

Ziyaret saati çok çabuk geçmişti. Çocukları, eniştesi ve yeğenleri kaderi öperek odadan ayrılmışlardı. Sadece ablası kalmıştı. Tanımadığı adamda yoktu. Ablası yanına gelerek;

”-Kızım iyiye doğru gidiyorsun. Biraz da sen gayret et belki bir iki güne buradan gidebiliriz.”
diyordu. Fakat Kader hala çocuklarını düşünüyordu. Ablasının dediklerini duyamadı.

Oğlu gelmişti aklına kızından 1,5 yıl sonra doğmuştu. Kaynanası çok sevinmiş, oğlunu hastaneden çıktığı günden itibaren yanında yatırmış Kader’e vermemişti. Yeni konuşmaya başladığı zamanlarda hep kendisine anne dedirtmeye çalışmış. Fakat oğlu hep Kader’e anne demişti. Çok akıllı, çok duygusal bir çocuktu. Kaynanasına inat annesine çok düşkündü. Büyüdüklerini düşündü.
*
Zaman ne kadar çok çabuk geçmiş; hem kızı hem de oğlu büyümüş, kocaman olmuşlardı. Okulda çok başarılı öğrenci olmuşlardı. Her ikisi de devamlı sınıf birincisi, okul birincisi oluyorlar. Girdikleri yarışmalardan hep derece alıyorlardı.
Kader çocukları ile gurur duyuyordu. Kaynanasının ve görümcesinin kendisine yaptıkları kötülükler hiç eksilmeden devam ediyordu. Çocuklarının kendisine yakın olmasını bile kıskanıyorlar. Deli oluyorlardı. Ve hep kendisini büyü yaptırmakla suçluyorlardı.
Yine bir gün hem kaynanası hem de görümcesi kendisine ağır hakaretler ederken kocası gelmiş gördüklerine inanamamıştı. O güne kadar karısının söylediklerine hiç inanmamış yalan söylediğini sanmıştı. Ama öyle olmadığını gözleri ile görmüştü. Demek yıllardır karısına böyle çile çektiriyorlardı. Çok üzülmüştü. Ne annesine ne de kız kardeşine bir şey diyemeden eve hiç girmeden tekrar dışarı çıktı.
Kulaklarında karısının ağlamaları;

“-Allah aşkına ne olur. Annemi karıştırmayın onun hakkında konuşmayın”şeklindeki sözleri geliyordu.  Kendi kendini suçlamıştı kocası çok üzülmüştü. Bu üzülme onun hasta olmasına neden olmuştu.
*
Ablası Kaderin çok durgun olduğunu görünce;

“-Kızım çok daldın ne düşünüyorsun? Hadi biraz uyu. Uyku sana iyi gelecek”
gibi laflar söyleyerek arkasındaki yastıkları düzeltip Kader’i yatağına yatırdı. Kader ise ablasına hiç ses vermeden kocasını düşünüyordu. Acaba nasıldı? Ona iyi bakabiliyorlar mıydı? Çok özlemişti. Keşke olaylar bu şekilde olmasaydı. Keşke kaynanası ve görümcesi kendisine eziyet etselerdi de kocası iyi olsaydı.

Üzüntülü bir şekilde tekrar iş yerine giden kocasını gören elemanları;

“-Hayırdır patron siz eve gitmemiş miydiniz?”diye soru sormalarını hiç duymadan odasına girmiş masasında oturmaya başlamıştı.
Aradan çok az bir zaman geçmişti ki kocası göğsünü tutarak ayağa kalkmak istemiş; fakat ayağa kalkamadan yere yuvarlanmıştı. İşten mesaisi biten elemanlar ışıkları kapatarak evlerine gitmek üzere ayrılıyorlardı. Hiç kimsenin aklına patronun odasına bakmak gelmiyordu. Herkes patronun sıkıntılı ve sinirli olduğunu düşünüp odasına girmek istemiyorlardı. Hâlbuki odadaki kocası can çekişiyordu. Yaklaşık 15 dakika sonra izin istemek için bir eleman sıkıla sıkıla odaya girince patronunu yerde gördü ve hemen yardım çağırdı.

Ablası kanepede sessiz oturuyordu. Tanımadığı adam odada yoktu. Odada sessizlik vardı. Nedense aklına çok şeyler geliyordu. Yapılan bütün suçlamalar, iftiralar tekrar tekrar film şeridi gibi aklından geçiyordu. O kadar hızlı geçiyordu ki kendisini kötü hissetmeye başlamıştı. Kocası aklından çıkmıyordu. Yine onu düşünüyordu. Acaba diyordu. O gün eve geldiğinde tekrar işe dönmesine engel olsaydım tüm bu olaylar olmayabilir miydi? 

İşyerinde kocasının kalbi durmuştu. Hastaneye yetiştirdiklerinde çok geç kalınmıştı. Doktorların yoğun gayreti sonrasında kalp çalıştırılmış ve hemen yaşam destek ünitesine bağlanmıştı. Kalbin durduğu ve hastaneye yetiştirdikleri 15-20 dakikalık zamanda beyin oksijensiz kalmış ve tüm görevlerini sonlandırmıştı. Tüm ağabeyleri ve ablası hastaneye geldiğinde herkes öldü gözü ile bakıyorlardı. Hatta bir ara hastane yönetiminden görevli bir doktor kendisine;

“-Kader Hanım kocanızın beyin ölümü gerçekleşti. Şu anda makine yardımı ile kalbi çalıştırılıyor. Eğer kabul ederseniz eşinizin organları başka hastalara nakil edilebilir”

Kabul etmemişti;

“- Hayır “demişti.

 “-Kocam iyi olacak ve tekrar evine dönecek”

Evet, kocası iyi olacaktı. İnanıyordu. Tüm doktorların ikazlarına hep olumsuz cevaplar vermişti. Ve en sonunda onlara;

“-Hayır, kocam ölmeyecek, düzelecek. Eğer düzelmese bile organlarını bağışlamayacağım.”

Tek başına hastane de bırakmışlardı. Sadece kendi akrabaları yanındaydı. Ne kaynanası ne de kaynatası yanında kalıyorlardı. Misafir gibi ziyaret saatleri bir uğrayıp çekip gidiyorlardı. Ne olur bir kez sorsalardı;

“-Gelin sen çok yoruldun. Bugün biz kalalım sen biraz dinlen”

Hiç demediler. Gece gündüz hastane köşelerinde çok yorulmuş hasta olmak üzere gelmişti. Yine ablası ve ortanca ağabeyi kendisini hiç yalnız bırakmamışlar; ara ara dinlenmesini sağlamışlardı.

Odaya hemşire ile giren doktor kolundaki serum şişesinin çıkarılmasını istedi. Demek iyi olmuştu. Artık evine gidebilecekti. Ablası doğru demişti. ‘Belki taburcu edebilirler diye’ Bak, serum şişesi çıktı. Demek evime gönderecekler diye düşünürken ablası;

“-Doktor bey taburcumu oluyoruz?” diye sordu. Doktor bey çok sakin bir şekilde;

“-Yok, henüz değil. Kader Hanım biraz daha kalacak serum şişesini çıkardık bundan sonra iğne değil hap tedavisi yapacağız.”dedi. Demek biraz daha burada kalacaktı.
Keşke çıkarsaydı. Eve gidebilecek kocasını görebilecekti. Kafaya takmıştı. Merak ediyordu. Acaba iyi bakıyorlar mıydı? Hastane de kaldığı dönemde kocasına hep kendi bakmıştı. Beyni çok hasar görmüştü. Tüm vücudu felç olmuştu. Boğazından bir delik açarak tükürükten dolayı boğulmasını önlemişlerdi. Doktorlar sürekli Kadere;

“- Çok zor işiniz var. Her şey sıfırdan başlayacak. Sürekli fizik tedavi sürekli takip edilerek uzun bir dönemde belki düzelebilir.”diyordular.

Kader: 01   02   03    04                                                                              Devamı yarın

4 yorum:

  1. Selamlar,hayırlı cumalar dilerim....Sevgiler :)

    YanıtlaSil
  2. Birbirinden ilginç bölümleri merakla okumaya devam ediyorum.
    Sevgi ve selamlarımla iyi hafta sonları..

    YanıtlaSil
  3. Merhaba Gelibolu17
    Ziyaretiniz için teşekkür ederim.
    Sizlere de hayırlı Cumaalar. Tüm günlerinizin sağlıklı ve mutlu geçmesi dileğiyle saygılar.

    YanıtlaSil
  4. Merhaba Jivago,
    Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederiz.
    Sizler gibi sanatçıların iltifatları memnun edici olduğu kadar teşvik edici de.
    Sağolun.
    Sizlere de iyi hafta sonları.Sevgi ve saygılarımızla.

    YanıtlaSil