14 Şubat 2011 Pazartesi

Gece / Ebruli Günce


GECE


Karanlık çökeli epey olmasına rağmen,ışıkları açmamıştı genç kadın.Karanlık saklanmasına yardımcı oluyordu sanki.Acı bir tebessümle kıvrıldı dudakları,hangi karanlık saklayabilirdi ki onu kendisinden.

Sımsıkı kapalıydı tüm perdeler,ani bir kararla kalktı açtı hepsini,ayışığı dolmuştu içeriye.
Sonra balkon kapısını açtı ardına kadar.
Az tartışmamışlardı "kapı sürgülü mü yoksa mormal mi olsun " diye.
O'nun dediği olmuş, sürgülü yaptırmışlardı sonunda ama her balkona girip çıkışlarında eşiğe takılıyorlardı , ozaman da anlamlı anlamlı bakıyordu O'na

Birşey demiyordu ama "al işte sürgülü kapını gör" der gibiydi bakışları... Ne çok kırmışlardı birbirlerini böyle küçük şeylerle şimdi anlıyordu.
" Değmezmiş" diye içini çekti...

Genişti balkonları,neredeyse küçük bir oda kadardı.Çok severlerdi balkonda olmayı, yazlıklardaki gibi salıncaklı koltuk bile almışlardı keyif yapmak için. Tüm geceyi orada geçirirlerdi, sarılıp sohbet eder,kitap okur geç vakit yatmaya giderlerdi içeri.

Kapının eşiğinde durduğu yerden salıncağa bakıyordu şimdi. Ürperdi birden.Esen hafif meltem mi yoksa boş salıncak mı ürpertti içini bilemedi. Sardı kollarıyla kendini...

Derin bir nefes aldı,sanki boğazını tıkayan şu yumru bu derin nefesle geçecekti, bir daha , bir daha, ama olmadıgeçmiyordu. Ağır adımlarla çıktı balkona,balkon demirine takılı saksılardaki fesleğenlerin kokusu geliyordu. Yaklaştı bir çocuğun başını okşar gibi okşadı fesleğenleri. Sonra kokladı elini, içine çekti, oysa pek sevmezdi fesleğenin kokusunu...

Sırf o seviyor diye ekmişlerdi fesleğeni.
Sırf o seviyor diye bir akşam, dost sohbetinde saçına fesleğen takmıştı yine bu balkonda.
Aşkla bakmışlardı birbirlerine...
Sahi ne kadar olmuştu... Yüzyıl geçmiş gibi geldi kadına,kapattı gözlerini.

Ne olmuştu da aşkla bakan gözler artık görmez olmuştu birbirlerini, ne değişmişti de yalnız kalmak için can atarken, kalabalıklara sığınır olmuşlardı...

Başını kaldırdı baktı gökyüzüne, ışıl ışıl Yıldızlar ve Ay vardı. Hele Ay o kadar güzel ve yakındı ki uzansa tutacaktı sanki...

Böyle bir gecede anlatmıştı ona herşeyi, böyle bir gecede anlatmıştı ne kadar çok acılar çektiğini,
O da sımsıkı sarılmış ve "herşey bitti ben varım artık yanında " demişti.

" Hani nerdesin" dedi. Farkında olmadan dökülmüştü dudaklarından kelimeler.

Salıncağa oturdu yavaşça.
Solmuştu çiçekli kılıfı minderlerin, "değiştirmeli bunları,açık renk yapmalı, güneşe dayanır açık renk solmaz hiçdeğilse "diye düşündü.
Sonra şaşırdı böyle biranda bile bunu düşünebilmesine.

" Kadın beyni anlaşılmaz " derdi O,
"ne zaman, ne düşüneceklerini kendileri bile bilmezler, biz nasıl bilelim" diye de eklerdi.
Severdi O'nun bu filozof yanlarını oldum olası zaten. İ
çinde biryerler sızladı yine, zor alışacaktı biliyordu ama alışmalıydı onsuzluğa.

İki damla yaş ıslattı yanağını.
Ağlamasına dayanamazdı, silerdi hemen gözyaşlarını, sıkı sıkı sarılır ve hafifçe sallanarak sakinleştirirdi,
şimdiyse O ağlatıyordu...

"Geçecek" dedi " bu da geçecek". Pişman değildi
" İyi ki de yaşamışım onunla, iyi ki de geçmiş hayatımdan" dedi.
Şimdi, yaşadığı mutlulukları "mutluluklar tespihi"ne ekleme zamanıydı.
Öyle yapacaktı. Kötü günler içinse yapacak bişey yoktu.
İçi acıyacaktı, bir süre daha sızlayacaktı, ince ince, unutmak için erken, tamiri içinse geçti.
O da bekleyecekti zamanın geçmesini.

Biliyordu bu ilk yangını değildi nasılsa, hepsi nasıl geçtiyse bu da geçecekti izi kalsa da...

Saat kaç olmuştu acaba...
Hiçbirşey yemediğini ağzndaki acı tat hatırlattı. Kalktı salıncaktan içeri mutfağa gitti, canı yemek yemek de istemiyordu ki.
Büyük bir bardağa süt doldurdu " yeter bu " diye düşündü. Saate takıldı gözü alacakaranlıkta, geceyarısını geçeli epey olmuştu.

Canı sıkıldı yarın işe gidecek olmaktan.
Yarın arar " Hastayım,gelemeyeceğim" derim diye geçirdi içinden.
Anlayışlı davranıyorlardı nasılsa,pek üstüne gitmiyorlardı. Gerçi arkasından fısıldaştıklarını biliyordu ama bir süre daha katlanacaktı,nasılsa yakında konuşacak yeni bir konu bulurlardı kendilerine.

Güneşin doğuşunu seyretmek istiyordu bu gece. Batışını seyretmeyi severdi halbuki. Batarken beraberinde götürdüğü hayal kırıklıklarını,sıkıntıları belki bir o kadar da güzellikleri sırtlamışken,daha ihtişamlı,daha güzel,daha bir özlenilesi gelirdi ona.
Tıpkı güzel ve olgun bir kadın gibi.
Oysa doğuşuda yeni umutlar demekti.

"Benim içinde öyle olacak,yeni umutlar getirecek bana da" diye geçirdi içinden.

Ne kadardır dikiliyordu böyle tezgaha dayanmış.... Uyuşmuştu, hissetmiyordu ayaklarını.
Zorlanarak gitti içeri. Balkon kapısının karşısındaki koltuğa oturdu, serinlemişti hava sanki şalını aradı gözleri vazgeçti sonra üşendi.
Uzattı ayaklarını sehpaya.
Sinir olurdu O böyle yapmasına " sehpaya ayaklarını koyma " derdi.
Ne garip tam tersi olmalıydı halbuki. Genelde erkekler uzatır kadınlar sinir olurdu.
Gülümsedi farkında olmadan. Ne zamandır ilkkez gülümsüyordu.
"İyiye işaret bu" dedi

Gün ışımaya başlamıştı,ağarıyordu yavaşça ortalık. Gecenin üstüne doğan güneş onunda üstüne doğacak,sıkıntılarını yok edecekti birgün biliyordu.

Zaman sadece zamana ihtiyacı vardı...

Uzaklardan bir yerden ezan sesi geliyordu, uyanıyordu şehir.

O ise tüm geceyi uykusuz geçirmiş olmanın verdiği yorgunluk ve kabullenmiş olmanın verdiği huzurla karşılıyordu yeni günü.

"Birazdan gidip simit alayım, gazete evet gazete de alayım " dedi Çay da yaparım gelince, balkona hazırlamalıyım masayı diye düşündü. Peynirde olmalıydı mutlaka, çok severdi peyniri hem de her çeşidini.

Evet,evet iyi gelecekti ona bugün.

İyi olmalıydı.

Olacaktı.

Nasıl bilmiyordu ama olacaktı......

Ebruli Günce
Ebruli Hikaye

1 yorum:

  1. Çok hoş,buruk, duygusal bir ayrılık öyküsü. Ellerine sağlık Ebruli' ciğim.

    YanıtlaSil